Haziran 23, 2014

Yaşama Katılan Değerler

Yaşamda sizinle olan her ne varsa sizin eserinizdir....

Kimse kimsenin eserini ben yaptım demesin. Karşılaştığın engeller, boğuşmak zorunda kaldığın olaylar, farketmek zorunda bırakıldığın gerçekler, araştırmak durumunda olduğun koskoca bir hayat.

Hemen hemen herkesin birçok konu üzerinde yorumu vardır; yargılı ve sorgulu.
Yargısız ve sorgusuz olan tek şey iç sesindir, istesen de susturamazsın, içinden çıklık atarcasına konuşan gücü, uzayan cümleleri bastıramazsın. Öyleyse iç sesine kulak vermeye hazır mısın? İçerdeki ara kapıyı biraz aralamaya, kapının tampon görevi görmesi yerine artık ardına gizlenen gücün kendini göstermesine, ben burdayım, seninleyim, seninim, hadi beni kullan demesine. İç gücümüz inkar edilemeyecek, geri plana atılamayacak kadar etkili, tecrübeli, mükemmel ve doymamız için hazırlanmış şahane bir yemek menüsünü andırır adeta. Menü dopdolu, göz kamaştırıcı, heyecan vericidir fakat bunların yanısıra herbiri beni seç beni seç diye avaz avaz bağırmaktadır. Herbirini yemen mümkün değildir, en lezzetlisini keyifli bir sunumla sipariş etmek istersin ama seçmen imkansız; herbiri inanılmaz lezzetlerdir. Seçtiğin en iyi, diğer en iyi lezzetlerden yoksun bırakır seni.

Yaşamdaki seçimler de böyle değil mi aslında? Menü öyle ya da böyle doludur, seçenekler yanıltır bizleri. Her şeçtiğimiz lezzet diğerinden uzaklaştırır bizi. Belki de hiçbir zaman tadamayacağımız lezzetlere kapımızı kapamamızı gerektirir seçimler. 

Öyleyse varolanla kalma sanatını öğrenmek önemlidir ve onu kendimize doğru çevrilen bir ok gibi görmektense bizim hedefe atmaya hazırlandığımız bir ok yerine koymamız daha doğru ve güvenli.

Hadi öyleyse oklar hedefe doğru yola çıksın.... Ne bekliyorsun?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder