Kasım 02, 2020

İnsan insana

 Yaşıyoruz, yaşarken farkediyoruz ya da yok ediyoruz.

Birbirimizi görebilmek, duyabilmek, farkedebilmek için açık koca bir yürek gerek. O yürek yoksa gözler görmez, kulaklar duymaz, beden hissetmez oluyor. Oysaki bizi biz destekleyebiliyoruz. Bir bütün içinde kendimizin kapladığı alanı görmek için gözlerimizi açıp bakmak gerekiyor.

İçindeki sevgiyi büyüt, parçaları birleştir ancak o zaman koskoca şefkatli bir kalbe sahip olacağız.

Ocak 04, 2017

Biriken ve biriktirilenler

Biriken notlar, bekleyen hayaller, dengede kalmak için salınıp duran umutlar.

Aslında her şey, her davranış, her his, her tavır, her diyalog, her çalışma bir. Her şey birbirini besliyor ya da kurutuyor. Aradaki bağlantıyı keşfetmek hayatı kolaylaştırmak değil belki ama çözüm için bir ışık. Yazıyoruz, çiziyoruz, araştırıyoruz ve sergiliyoruz. Gün be gün yenilenip, farklılaşıyoruz. Kimi zaman olumlu olana kimi zaman olumsuzluğa yol açıyoruz. Farketmiyoruz; çevremiz, yanımızda taşıdıklarımız bizimle geliyor mu? Gelebiliyor mu? Nerede bıraktık belki de farkında olmadan binip gidiyoruz. Sonra baktığımızda gördüğümüz belki de göremediğimiz, uzaklaştığımız, kendimizden, evimizden, ait olduğumuz çevreden ve yakınlarımızdan. Tanıyamaz oluyoruz. Oysa ki, biz birlikte yola çıkmıştık. Ama unuttuk; şahsi hedeflerimiz karşısında körleştik belki de. Toplumda kendimizi farklı bir yere koyduk, koymadığımızı savunduk ama yol uzadıkça bölündük ve parçalanmaya başladık. Artık kimilerimiz bambaşka yollara sapmış, kimilerimiz takip etmekten yorulmuş, kimilerimiz çekingen bir tavırla yolun başında kararsız kalmış. Eeee ne mi olmuş, önce kendi çemberimizdeki sonra kapsayan diğer çemberler içindeki yabancılaşma hepimizi birbirimizden uzaklaştırmış. Anlayamamak, duyamamak, farkedememek, sahiplenememek üzere. Ve sonrasında biriktikçe taşmaya başlamış notlar, yapılacaklar, hayaller ve ne mi olmuş, umutlar kısır döngüye girmiş. Beklemek, istemek, ummak bir yana birbirimizi beslemek yerine aç bırakır olmuşuz. 

Oysa, nerde kaldı sevgiyle beslenen kalpler, aşkla kurulan hayeller, umutla alınan notların arkasındaki istekli yüzler. Biriktirdikçe uzaklaşıyor, biriktikçe taşıyor ve yetişemiyoruz.

Biriktirmek yerine hislerimizi, isteklerimizi, inançlarımızı; var olanı bekletmeden yaşamak ve yaşatmaktır aslolan.

Kalbimizin sesini duyurabileceğimiz, başka başka hayatlara dokunabileceğimiz sürece biz de ayaktayız. 
Tüm yolculuğumuz; aşkla, sevgiyle kalpten dokunabilmek ve dokundurabilmekte. Biriktirmeden, doyasıya harcayabilmekte kalpte gizlenen değer.




Ağustos 14, 2016

Doğanın besledikleri

Doğa ne çok şeyi, ne çok kişiyi, ne çok farklı yaşamı besliyor. Hiç düşünüyor muyuz yoksa nefesimizde olduğu gibi zaten var olduğunu içimize gömüp,  yavaş yavaş yok olmasına göz mü yumuyoruz?

Geçen hafta yine doğayla buluşmam vardı. Kendimi daha özgür, daha anlamlı ve daha cesur hissettiğim yemyeşil ve masmavi doğayla. Doğanın karşılıksız kollarını açıp, kucaklaması ve vericiliği beni besleyen. Doğanın bizden bu kadar uzaklaşmasıyla, doğanın kendini korumayı başarmış bölgelerinde kendimi buruk ve aynı zamanda özgür hissetmem çakışıyor. Berrak, insanı rahatlatan o suyun hissiyatı, yeşilin binbir tonu ve başını kaldırıp baktığında yeşillikler arasına saklanmış masmavi gökyüzü. Oysaki bizler büyük şehirlerde taş binalar arasında sıkışıp kaldık, kafamızı çevirecek alan nerdeyse hiç kalmadı. Her geçen gün sıkışıp, bastırılıp, görmezden gelip, kulaklarımızı tıkamaya başladığımız bir alanda biriktiriliyoruz/biriktiriyoruz. 

Çocukluğumuz, doğa; o en saf, en kıymetli, en cesur, en hisli, en esrarengiz olduğumuz anları saklar kalbinde. O kalpte sevgiyi, aşkı, huzuru, özgürlüğü biriktiriyoruz. Bu da bizim dar alanlarda biriktirdiklerimiz/biriktirildiğimiz yanında paha biçilemez bir değerdir. Değerlerimizi koruyabilmemiz için olsun her doğayla buluşmamız ve doğanın şifası kaplasın umudu.

Her sene olduğu gibi;
Teşekkürler Hızır Kamp Ailesi / Kazdağları 2016

Mayıs 21, 2016

Özgür Heidi

Özgürlüğümüzü ellere verdiğimiz bu günlerde Heidi ile yeniden buluşmak mucizeye gözlerimizi açmak gibi.

Filmin başından sonuna kalbimin en derinlerine dokunan ve sanki kaybedilen ifadeyi tekrar ve tekrar hatırlatan bir hikaye.

Mutluluğumuzu, kendimizi nerelerde bulur olduysak kim bilir; kendi iç dünyamıza, capcanlı doğamıza,  kendi iç yeşilliğimize dönme vaktini hatırlatırcasına, içimi sızlatan hikaye.

Mutluluk sanılan o güç, o bastırılmışlık, çocukların ellerinden alınmaya çalışılan o asıl karşılıksız sevgi, bizleri iyi olmayana sürüklüyor. Farkında değiliz, çünkü içinde bulunulan durumu ya da var sayılan gücü güç bildik. Oysa asıl mutluluk o kalpten minicik gülümsemede saklı. Çevrenizde denk gelirseniz o içten, yansıyan gülümsemeye sımsıkı sarılın ve hikayeyi takip edin.

Mutluluk ancak ve ancak özgürce koşabildiğimiz, karşılıksız sevebildiğimiz, kalpten yaşayabildigimiz yerde ve anda var olabilir.

Kalpten sevgimizi, hep koruyabilecek özgürlüğümüzü sahiplenebilmemiz dileğiyle. 

Mart 27, 2016

Sevgiyle Beslenen Gelecek

Baktığında aranda sevgi aktığını hissettiğin her ne varsa sıkı sıkıya sarıl,
Baktığında seni duygulandıran, içinin kıpır kıpır olduğu ne varsa kucakla,
Geleceğe dair seni umutlandıran, heyecanlandıran ne varsa ışığını onun üstünden ayırma....

Yaşamda ilerlemek yürek ister. Her doğan bir şekilde büyür, yaşlanır ve ölür.
Ancak ana rahmine düştüğü andan itibaren heyecanla çabalayanlar vardır; sevgiyle, heyecanla, azimle ve kalpten. Eğer siz de bu kişilerden biri iseniz kısa bir hikayenizi paylaşmaya ne dersiniz:) Önce kendinizle paylaşın, iç sesinizin dışarıda yarattığı titreşimi. Neler oldu ana rahminden bu yana yaşamınızda, neler yeşerttiniz, nelerle güçlendiniz, nelerle pes etme noktasına geldiniz ve nasıl tekrar tekrar hayalinize dört elle sarıldınız?

Yaşam, keşiflerin yol göstericiliğiyle çözümlenir. Merakla sorduğunuzda cevap size gelir. Bazen istemek yeter bazen çabalamak yetersiz kalır. Ama içimizde büyüttüğümüz o kalpten sevgi her şeyin karşısında kalkan gibi sapasağlam durur.

İstediğimiz şeyin/kişinin karşısında sevgiyle durup; istedigimiz şeye, kişiye aşkla baktığımız sürece güzelliği her daim bizi besleyecektir. Zamanı geldiğinde de meyvelerini vererek hayallerimizi gerçekleştirmemize araç olacaktır.

Sevgiyle bakmak bütünlük içinde evrene ışık taşır.

Aralık 21, 2015

Gerçekliğin Sınırlarını Aşan Hayaller: Nefes hayat tecrübesi misali

Gerçekliğin Sınırlarını Aşan Hayaller: Nefes hayat tecrübesi misali: Doğmak, büyümek, ölmek. Koca bir yaşam bazen uzun bazen kısa. Ama içinde sakladıkları, bıraktğı öğreti, gizli farkındalık ve dahası. B...

Nefes hayat tecrübesi misali

Doğmak, büyümek, ölmek.

Koca bir yaşam bazen uzun bazen kısa. Ama içinde sakladıkları, bıraktğı öğreti, gizli farkındalık ve dahası.

Bazen güzel bazen hüzünlü, bazen keyifli bazen yıpratacı ama en çok da düşündürücü ve aksiyona geçirmeye yönelik bir eylem yaşam. 

Nefes alışveriş çalışmalarımız da aslında bir yaşam mücadelesi, bir yaşam tecrübesi.

Nefesimden uzaklaşıp, nefesimi duymadığımda bir kopukluk yaşıyorum hayatla. Ne zaman nefesimi hatırlasam ne zaman nefesimi duymaya başlasam kendime ve yaşamıma bir kez daha sımsıkı sarılmak geliyor içimden.

Bir şekilde zaten nefes alıyorum, düşüncesiyle geçen senelerimiz farkındalıktan uzak, olanla kalmaktan uzak, kendimizden uzak geçen zaman gibi. 

Yaşam nasıl sevgi, aşk, bolluk, heyecan.... ile besleniyorsa,  beden ve zihnimiz de nefes alışverişlerimizle besleniyor, canlanıyor, yenileniyor. Her nefes alışverişimiz bir yaşam tecrübesi, deneyim.

Hayatı kaçırmamak, aşkla kucaklamak isterseniz nefesinizle yeniden tanışın derim. Nefesinizi duyun, dinleyin, sizin için planladıklarına şahit olun. 
Her gün koşturma içinde birkaç nefesimizi dinleme ve nefesimizle buluşma, bizi sakinleştirmenin,  dinginleştirmenin yanı sıra büyük adımlar attıracak güce sahiptir. Hayat tecrübesi misali nefes alışveriş tecrübesi için hergün birkaç dakikanızı ayırın.

Ekim 24, 2015

Gökte kalpler ve gökkuşakları

Sonsuzluğa bakmak rahatlatır bir o kadar da düşündürür.

Kalpte aşk, düşüncelerde istek  ve hayaller uçuşuyorsa yolumuz açık. Daha yapacak ne çok şeyimiz var aslında. Keyifle yapılmasını bekleyen, zamanını bekleyen, ileri günlere bırakılan hayaller her biri. Her biri raflara kaldırılmış, çekmecelere konulmuş, defterlere yazılmış, çizilmiş bir sürü hikaye, fikir, arzu, dilek....

Seneler öncesinden bu yana yazdığın, çizdiğin, biriktirdiğin, hayalini sonsuzluğa bakıp kurduğun her şeyi ve belki dilek havuzlarına fırlatıp attıklarını su üstüne çıkarma ve kucaklama zamanı.

Gökte ve sularda saklı kalpler ve gökkuşakları....
Dilemek, istemek,  beklemek ve sahip olmak bizim için, hepimiz için.

Her gündoğumu yeni bir hayal ile uyan, azimle peşinden koşacağın, istekle sahip olacağın, kıymetini bilip sahipleneceğin ve doğal akışında güvenle birlikte yollara düşeceğin.

Sevgiyle, istekle, hayallerle, ....

Temmuz 05, 2015

Dolu Dolu Bir Gün

Dolu Dolu Bir Günün Olsun Yalnız Senin Olsun!

Hani söylenir durur ya insan, ona zamanım yok buna zamanım yok diye. Ve bir bakar yıllar geçer zaman ayrılamayan istekler, yapılacaklar, hayaller olduğu gibi bekler durur. Öyleyse içimizdeki sesin söylediklerine kulak verdiğimiz an aksatmadan bir adım atmış olsak zaten hayata geçmiş olacak. Birikenler liste halinda hayallere dönüşüyor. Oysa ki zamanında yapılmış olsa belki hayal bile olmadan gerçek olacaktı. Ve gerçek hayaller için planlar yapılacaktı.

Ben hayal insanıyım. İç sesine kulak veren, önemseyen ve öncelikle o iç sese güvenen biriyim. İnanıyorum ki beni en iyi anlayan, beni en çok destekleyen, beni en çok savunan o. Çünkü o benim. 
Benim dışımda her kim olursa olsun, en yakınım dahi beni benim kadar tanıyamaz. Tanısa dahi hızla değişen biz insanoğlunu yakalayamaz. Yakalasa dahi bir gün gelir gücü azalabilir. O zaman yine iç sese kollarımızı açıp, ilk iş ona güvenle sarılmak olacak. Ve bakmışsın başbaşasın kendinle. 

E o zaman ne duruyorsunuz. Sizin de özel günleriniz olsun. Kendinizle başbaşa geçireceğiniz. Kendinizin ihtiyaçlarını, isteklerini, hayallerini dinleyip, cevaplayacağınız ve belki de cevaplayamadan sadece bakakalacağınız. Ama emin olun ki kendinize ayırdığınız zamanlar en özel o an'lardan oluşur. Kendinize saygınızın, sevginizin arttığı ve kendinize gülümsediğiniz o en değerli an'lar. Bakmışsınız ki çevrenize gülümsemeye başlamışsınız. Yargısız ve sorgusuzca. Bekletmeden ve beklemeden kendinize ayıracağınız günlerinizi  belki de sadece saatlerinizi belirleyin ve hadi buluşun kendinizle.

Kendinizin keyfini çıkarın beklentisizce. 

Mayıs 16, 2015

Pati Nenemiz

Başkadır onunla paylaşılan. Anne karnındayken daha farkedersin ya yanındakileri. İşte kendisi de ordadır tam olması gerektiği yerde. Fiziksel ve kalben, her ne şekilde ve her nerde olursa olsun O hissedilir. Varlığıyla ya da bıraktıklarıyla.

Bizim ananelerden biri Pati Nene. Sessizce minik minik ayrıldı aramızdan. Öyle usulca oldu ki hala onun gülüşü, sarılışı ve sesi dün gibi yanımızda. Herkes bir iz bırakır yaşamda ve insanda. Benim Pati Nene'den aldığım parça yaşamımda anlamıyla yerini buldu. 

Huzur içinde, ışıklar içinde ol Pati Nene!


Nisan 05, 2015

Yürürken Hissettiklerim, Hayal Ettiklerim

Her an hissediyoruz. Hislerimiz her an bizimle.
Ama sanki biz sevinçli, üzgün, kırgın ve şaşkınken hislerimizi gözlemliyoruz. Oysa ki hisler her an içimizde bizimle koşturuyorlar. 

Hayallerimiz hep burada, tam yanıbaşımızda. Ama biz kapana şıkışınca hayallerimize sarılıyoruz.

Oysa anlasak ki bizi kendimize, bizi hayata bağlayan hisler her an taze her an dimdik ayakta ve bilsek hayallerimiz bizi taşıyan, ayağa kaldıran, cesur kılan. 

Yürürken hislerimle birer birer sohbetleşir gibi hayallere dalarım. Daldığım hayaller beni uçurmanın yanında çoğu zaman da yaşamda ayaklarımın; mutluluk içinde, güven ve inançla, yere basması için hep yeni bir başlangıcı simgeler. Hayallerimiz kadar yaşamda varolduğumuz kesin. Nasıl biz toplum içinde kendimizi var edip nasıl biz kendimizi yok edebiliyorsak! Bu da öyle bir güç işte. Hayaller hisleri güçlendirir, derinleştirir. Hayaller hisleri uyandırır adeta. Zaman içinde, akış içinde insanı zorlayan, yıpratan, yere düşüren ne varsa aslında insanın hayallerinin ötesine yolculuk yapamayışındandır. Kim bilir belki de at gözlügü misali hayata bakışının, kendi benliğine dönüşünün kısır döngüsü içinde sıkışıp kalmasındandır. Farketmelisin, keşfetmelisin sen kimsin, hayattan ne bekliyorsun, hayat senden neler alıp hayat sana neler veriyor. Aslında alıp veren hayat değil sensin. Senin içinde sakladığın belki de tanışmaktan bile korktuğun hatta o da neymiş dediğin iç benligin aslında senden alıp sana verilenleri yönlendiriyor. Ve sen de öylesine şaşkınlık içinde olup bitenleri inanamaz gözlerle seyrederken, bakmışsın hayat akmış geçmiş bile. Her adımın senin her adım sensin. Hislerini gizlemek, saklamak ya da çıkarmakta zorlanmaktansa hislerini farket, dışarı çıkar ki sevgi içinde sımsıkı sarıl sevdiğine, inandığın hayallerine. Hislerin gizlendikçe ya da derinlerde gömülü bekledikçe bir bakmışsın ki başkalarının hisleri senin olmuş. Oysa ki sen o değilsin bile. Ne acı!

Yürürken kendi kendine her seferinde dön içine, hayallerine, en iyi dostun yanında yürüyormuşçasına, yüzünde en güzel tebessümün olsun, kalbimde en büyük sevgin. İzin ver kendi iç sesin bağırsın dışarıya gözlerinden anlaşılsın içinden gelen ses, hisler, hayaller; adeta parlaklık içinde dışarıya yansısın; başka gözleri ve kalpleri de parlatsın.

Dilerim gözlerimiz karşılaşır bir gün o tarifsiz sevgiyle parlaklık içinde.