Koşturma içinde kaybolmaya yüz tutmuş yaşamlar. Nereye koşuyoruz, neden koşuyoruz?
Neyi arıyoruz, neyi bulamıyoruz? Neyi, neden, ne ve kim için yapıyoruz?
Bunların cevabını belki de çoğumuz durup düşünmedik. Gerek mi duymadık, cevaplardan mı çekindik?
Cevaplar bizi bir bilinmeze, bir amaçsızlığa, bir nedensizliğe sürükleyecek diye mi korktuk acaba?
Yoksa, korkumuz aynaya bakmaktan ve yansıttıklarından mı dersiniz.
Kim bilir?
Derinlemesine ve her seferinde olmasa da, sormaktan çekinmemeliyiz koşturmalarımızın nedenini. Sadece farketmeliyiz; görebilmeli, duyabilmeli, düşünebilmeli, tadabilmeli ve anımsayabilmeliyiz yaşadıklarımızı. Koşturmalarımız bizi hayata bağlayan, belki de anlamlı kılan ve bazen de yaşam içinde yolumuzu kaybettiren. Yolumuzu kaybetmeden, adım adım farkındalık içinde, her ne için koşuşturuyorsak tecrübe etmemize, doymamıza izin vermeliyiz. Bu farkındalık için durmamız gerektiğinde durmalı ve kendimize farkındalık yolunu açacak bir araç bulmalıyız belki de.
Yoga benim araştırma, farketme, cesaret etme, anımsama ve daha da çoklarına açılan yolum oldu. Beni içinde gizleyen ama cesurca, korkmadan bakabildiğim bir ayna oldu bana.
Belki sizler de yaşam yolculuğunuza bir ucundan dokunabilecek bu yolu tecrübe ediyorsunuzdur ya da etmek istersiniz.
Yoga ya da farklı bir yolculukla; yaşamdaki herbir adımınıza cesurca bakabileceğiniz bir aynanız olsun sizin de.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder