Mart 18, 2015

Hindistan ve ....

1 Mart'ta Hindistan'dan dönmüş olsam da yazmam için öncelikle kendime gelmem gerekti.
Her yere, olaya, insana, duruma kolayca alışabilen bir yapım olduğunu düşünmeme rağmen bu sefer duvara tosladım adeta. 

Ülke başka, olabilir; insanlar başka, olabilir; yaşam başka, olabilir; düşünceler başka, olabilir ama senin hislerin düz yolda başkalaşabilir mi? Oldu.

Hemen hemen her şeyi düşünebildiğinizi, her şeyi yaşayabildiğinizi, her şeyi görebildiğinizi ve anlayabildiğinizi düşünüyorsanız; farketme zamanı geldi demektir. Yolculuk Hindistan'a mı olmalı? Neden olmasın. Bir başlangıç, farkediş, uyanış. Fakat her an bir uyanış, tek seferlik değil. 

Orada olduğun zamanlarda farkında olmadığım bir zihin çalkalanması içinde kaybolmuşum sanki. Ancak dönüşümde kendime gelemediğimde anladım. Bu sefer farklı tepkiler, farklı sinyaller vermeye başladı; bedenim, zihnim, düşüncelerim ve iç sesim. Küçüklüğümden beri iç sesine kulak verebilen biri olarak ki öyle, anlatımlar bunu doğruluyor ve bu nedenle bu yollara girmiş bulunuyorum; iç sesim dış sesim Hindistan yolculuğumla birbirine girdi. Ben karıştım, silkelendim belki de. Sanırım an itibari ile iç ve dış sesimi ayırt eder durumdayım. Yeni yeni kendime ve çevreme gülümseyebiliyorum, konuşabiliyorum, bakabiliyorum ve hissedebiliyorum. Yani beni derinden etkileyen bu güçlü enerji, içine sarmalayan inanç, sevgi ve ben başka başka anlamlarda karşıma çıktı, çıkmaya devam ediyor.

Böyle bir yola her şeyde olduğu gibi, doğru rehberle çıkmam da, yolda tökezlesem de düşsem de ayağa kalkmam için etkili bir destekçim oldu. İçinde olduğum grubun enerjisi, bizi birlikte yola çıkaran gücün etkisi ve birbirimize karşı oluşan ve doğan farklı bir sevgi, şefkat ve o el ele yürüme, farkında olmasak da bu birlikteliğin basit bir tesadüf olmadığını bize gösterdi. 

Sevebilmek için inancımızın olması gerekir. Sevgimizi koruyabilmek için de sarılabileceğimiz iç benliğimiz olmalı. Fiziki görüntüler, haller, görsel süprizler, boş yere ağzımızdan çıkan güzel sözler; bunların dolması için aynayı kendine çevirebileceğin bir araç olsun yoga ve sonrasında o ayna öylesine küçük olsun ki en derin parçalarına kadar inceleyebilesin, görebilesin en ufak parçanın titreşiminin aslında tüm hayatının merkezi olduğunu. Bu hislerle yoğrulmuş ve büyümeye devam eden biri olarak, ne kadar basitleştirmeye çalışsam da anlattıklarımı o yola henüz çıkmamış birine ifadelendirmem oldukça zor oluyor. Öyleyse diyeceğim sizlerle bu yolda karşılaşmak en büyük dileğim. 

Herbirinize teşekkür ederim.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder